Okuma Güçlüğü
Yazılı olarak gördüğümüz işaretleri seslendirme aşamasına okuma deriz. Bir başka deyişle, sesleri birleştirerek heceleri, heceleri birleştirerek kelimeleri, kelimeleri birleştirerek cümleleri oluştururuz. Yazılı bir metinde geçen duyguları, düşünceleri, fikirleri anlamak ise akıcı ve anlamlı bir okumadan geçer. Bu bilişsel etkinliği düşünürken, yazarken ve okurken; organizmamızdaki, işitme, görme ve zihinsel alanlarımız harekete geçer ve bir öğrenme çabası başlar. Dolayısıyla okumanın karmaşık bir süreç olduğunu söyleyebiliriz.
 
 Okumayı öğrenebilmek belli bir süreci ve işlemlemeyi tamamlamayı gerektirir. Aynı zamanda bireyin sağlık durumu, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimi, nörolojik ve fizyolojik yapısı buna uygun olmalıdır. Bazı durumlarda ise yukarıda sözü edilen alanların yeterli olgunluğa erişememesinden dolayı okumada güçlükler yaşanabilir. Okuma da yaşanan bu güçlüğe disleksi denir. Disleksi son zamanlarda öğrenme güçlüğünün de kapsayıcı bir terimi haline gelmiştir (Bender, 2007).
 
PEKİ NEDİR BU OKUMA GÜÇLÜĞÜ ?
 
ÖĞRETMENLER VE EBEVEYNLER BU DURUMU NASIL FARK EDEBİLİR ?
 
* Yazıdaki kelimeleri doğru ve akıcı olarak okuyamıyorsa
* Okuduğu metindeki kelimeleri seslendiremiyor ya da seslerin ne ifade ettiğini çözümleyemiyor ise
* Okuma yaparken harflerin sırasını, yerlerini değiştiriyor ise
* Normal konuşurken kelimeleri sorunsuz bir şekilde söylerken aynı kelimeleri okurken güçlük yaşıyor ise
* Sesler arası farklılığı anlayamıyor ya da söylenen sesi harf olarak size geri bildiremiyor ise (örneğin "z" ve "s" sesi verdiğiniz de seslerin farklılığını anlayamaması gibi)
* Okuduğu metni anlaması ile dinlediğini anlaması arasında büyük bir fark var ise
* Bildiği kelimeleri hatırlamakta zorlanıyor ise
* Kısa süreli bellek, matematik, faaliyete yoğunlaşma, kişisel organizasyon ve sıralama
yaparken güçlük yaşıyorsa okuma güçlüğünden şüphelenilebilir. Sonrasında ise bir uzmana başvurarak çocuğunuza yardımcı olabilirsiniz.
 
Şüpheleriniz doğru çıktı ve çocuğunuza okuma güçlüğü tanısı verildi. Peki daha  sonrasında neler yapılabilir?
 
Sizlere verebileceğimiz ilk tavsiye, çocuğunuzu umutsuz bir hastalığa kapılmış gibi düşünmemeniz ve bunu, ona hissettirmemeniz. Okuma güçlüğü olan çocuklar tanı konma aşamasına kadar okuma güçlüğünün yanında psikolojik bir güçlük de yaşarlar. sınıfta diğer arkadaşları okurken ve yazarken, onun okuyup yazamaması, kendini diğer arkadaşları ile kıyaslayıp eksik bulması, öğretmeninin okumayı sökebilmesi için ona gösterdiği özel ilgi, sizlerin evde yaptığı ekstra çalışmalar derken, farkında olmadan ona psikolojik bir takım sıkıntılar da yaşatmış oluyoruz ve bu durum özgüveninin sarsılmasına sebep olabiliyor.
böyle bir durumda temel amacımız onu desteklemek ve rahatlamak olmalıdır. bunun için haftada 2 veya 3 saatlik özel eğitime başlamalı ve özel eğitimde yapılan çalışmaları tekrar ederek, daha kolay öğrenmesini sağlayabiliriz. okuma güçlüğü yapılan çalışmalar ile üstesinden gelebilen bir güçlüktür ve yapılan bir çok araştırmaya göre de, herhangi bir spor dalıyla uğraşan ya da hobisi olan okuma güçlüğü olan çocuklarda daha hızlı gelişme olduğu gözlemlenmiştir (Schneider ve arkadaşları, 2009)
 
Ayrıca çalışma ortamınızda ve yapılacak çalışmalarda alacağınız bazı önlemler de okuma yapmayı kolaylaştıracaktır. Bunun için;
* Okuma faaliyeti için sessiz bir alan oluşturabilir,
*  Büyük puntolu ve satırlar arası geniş boşluklar olan kitapları tercih edebilir
*  Kitabı önce siz okuyarak sesinizi kaydedebilir, daha sonra aynı yerleri sizin sesiniz eşleğinde çocuğunuzun okumasını isteyebilirsiniz
*  Hafızasını güçlendirmek için hafıza kartları ile oyunlar oynabilirsiniz.
 
                                                                                                       Psikolog Özlem Bozkan
                                                                                    Dünya Psikolojik Danışma ve Eğitim Merkezleri